• slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
ESKİ BAYRAMLAR Mİ GÜZELDİ ESKİLER Mİ?

 

 

Yarın bayram…

Takvimler yine aynı coşkuyu işaret ediyor ama içimizde tarif edemediğimiz bir eksiklik, bir burukluk var. Oysa bayram dediğin; sevinçti, neşeydi, kapı kapı dolaşılan, kahkahaların sokaklara taştığı günlerdi. Şimdi ise aynı bayram, aynı gün… ama biz başka insanlarız.

 

Çocukken bayram başka bir şeydi.

Bir çift ayakkabı, bir pantolon, belki de bir gömlek… Bugünün ölçüleriyle “küçük” görünen o hediyeler, bizim dünyamızda tarifsiz bir mutluluğun kapısını aralardı. Çünkü mesele eşya değildi; mesele hatırlanmak, değer görmek, sevilmekti. Annemizin, babamızın ya da büyüklerimizin uzattığı o küçücük paketin içinde aslında kocaman bir sevgi vardı.

 

Şimdi büyüdük.

İmkânlarımız arttı belki ama anlamlarımız azaldı. Eskiden yokluk içinde kıymetli olan ne varsa, bugün bolluk içinde sıradanlaştı. Demek ki bayramı bayram yapan ne sofranın zenginliği ne de alınan hediyelerin büyüklüğüymüş… Bayramı bayram yapan, birlikte olmanın verdiği huzurmuş.

 

Arefe günleri…

Köy yollarında mezarlığa doğru yürüyen kalabalıklar… Ellerinde su bidonları, dillerinde dualar… “Arefe suyu” ile yıkanmanın, kabir başında edilen bir Fatiha’nın insana verdiği o derin huzur… Bunlar sadece bir gelenek değildi; geçmişle bağ kurmanın, vefayı diri tutmanın bir yoluydu.

 

Ve bayramın ilk günü…

Sabah ezanıyla uyanan evler, erkenden hazırlanan sofralar… Kızartılan hamurların kokusu, sütlacın buğusu, ev baklavasının incecik katları… Bayram namazından dönülür, herkes o sofranın etrafında toplanırdı. O sofrada sadece yemek yenmezdi; birlik yenirdi, beraberlik paylaşılırdı.

 

Ama belki de en anlamlı olanı şuydu:

Bayramdan önce vefat edenler unutulmazdı.

Evi ölü çıkanlar için bayramın bir diğer adı “Yas bayramı” idi, çocuklar için “şeker bayramı” büyükler için hüzün bayramıydı aslında o bayram, hatırlamanın bayramıydı.

 Yeni bir acının yaşandığı evlere gidilir, sanki cenaze o gün çıkmış gibi baş sağlığı dilenirdi. Kur’an okunur, Fatihalar gönderilirdi. O ev yalnız bırakılmazdı.

 

Bu yas bayramı çevre köylerde devam ederken bizde “acı tazeleniyor” diye yorumladı, bazıları yük olarak gördü. Ve bu gelenek yavaş yavaş kayboldu.

Oysa o ziyaretler, bir yük değil; bir vefa borcu, acı paylaşmak için beklenen bir gündü.

Belki de bir insanın bu dünyadan göçtükten sonra gördüğü son kıymetti.

 

Şimdi bayramlar daha sessiz…

Daha bireysel… Daha eksik…

 

Eskiler mi güzeldi, yoksa biz mi güzeldik o zaman?

Belki de mesele ne eski ne yeni…

Mesele; kalabalıkların azalması, sevdiklerimizin eksilmesi ve hayatın omuzlarımıza yüklediği ağırlık…

 

Ama yine de bir şeyleri geri getirmek mümkün.

Belki o eski günlerin aynısını yaşayamayız ama ruhunu yaşatabiliriz.

Bir mezarlık ziyaretiyle…

Bir hatır sormayla…

Bir kapıyı çalıp “sizi unutmadık” demeyle…

 

Çünkü bayram; sadece yaşayanların değil, hatırlananların da günüdür.

 

Ve belki de en çok bu yüzden…

Eskiden bayramlar daha güzeldi..

 



Baler FİDAN

Başkan'ın Mesajı
Aidat Borcu Sorgulama
Duyurular

Ani vefatı ile hepimizi derin üzüntüye boğan Yusuf DEMİR'in ailesi, yaşadığı İstanbul da eş dost ve köylülerimiz için Can yemeği tertip edecektir.

24 Temmuz 2022 Pazar Günü, Çakmak Mahallesi Horosan Caddesi No:3 adresinde bulunan  GÜHERTAŞ Derneğinde öğle namazı sonrası 13.30'dan itibaren başlayacak olan ikrama tüm hemşerilerimiz davetlidir. 

Allah kabul etsin.


Sivas Hava Durumu

Sivas Yıldızeli Bedel Köyü Derneği

© Copyright 2022  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. | Dernek Sitesi | Köy Sitesi


Top